YILANLARIN KRALLIGI

    Camekan bir mekanda mahsur kalmışız . Dışarısı gözüküyor ama çok uzaktayız. Oda sıcaklığı ve biraz daha sıcak bir havuz. Fazla zevk boynuna zincir olmuş termal bir ortamda. 

    Fakat bunların hepsi kafamda. Aslı zor bir kış ve ayakkabısız çocuk. Soğukta en güzel ten ile ısınılır, o zaman yakalım kendimizi, katılalım bu parlak şölene. Sıcak katliama.  Aramızda kurulan törelere. Aklımızdaki sellere sulara, durmak bilmeyen ırmaklara kapılalım. Akar su sen bakmaz iken de akar. Saatler geçer, nehir göl olur. Bazen damlayarak, bazen şelalelerle kendini bulur. 

    Sarp kayalıklar arasından geçen kaynar su. Üstü petrol kaplı ve yanıyor. Üç gün boyunca boğaz durmak bilmeden ışıldayor. Karnal şölenimiz için ışıklandırma hazır. Alev ettik denizleri, yüzmenin kalan tek yolu nefesini tutup, hızlı hareket etmek. 

    Balıklar bitti. Kuraklıktayız. Her taraf tuz gölü, biz ise şeker arayışındayız. İstese herkes Hazreti İsa bile olabilir bu yoğunlukla. Tatlı tuzlu dinlemeden her halükarda yakıyor güneş. Karnaval kuruldu denizin zamanındaki en derin çukuruna. Yürüyerek gelinecek. Simdi ise faresiz bir dünyada sadece yılan. Bir de aklımıza koyduğumuz bin bir yalan. 

    O zaman sürünelim ve dans edelim. Dönelim birbirimizin etrafında, kurtuluş için son bir kez daha dua edelim. Yatsı denilince yatanlar iken, iman bulalım birbirimizde, tıpkı allahın hak bulduğu gibi, önümüze geleni mahvedelim. 

    Üç günlük dünyada dört gün sevişelim. Hissetmek elimizdeki tek değer ise orospular dünyasına uyum sağlayalım. Biz de herkes gibi sağa sola savrulalım. Bütün bedenleri toptan satalım. 

    Ama sonra yatsı vaktinde birbirimizi bulalım. Ki, hiçbir kimse akşamları yalnız kalmak zorunda kalmasın. Soğuk kanlı canlılarla dolu, havasız çukurumuzda. 

    Bütün yatırımları yapalım yaşamak için huzurumuzda. Emekli sandığı ve kurban ettiğimiz her bir kuzumuzla. Umursamaz dünyaya, sanki seni havada uçuran, inanılması güç bir rüyaya baktığın gibi bak. Ki yakalamasın seni polis amca, cebindeki her bir şeyi, ya yere ya çöpe at. 

    Çünkü geçmiş geçmiş ve gece vakti gelmiş. Bir yardan diğer yaraya geçerken daha çok açılır cildin. Ortada buluşalım şu parkta bir çadır kuralım. 

    Elalem sorarsa namuslu oturuyoruz. Çimenler sırdaş, evsizler ise bize yoldaş. 
    Space is necessary for any kind of growth, or else you would be stuck with a tree the shape of a jar. Then I break my jaw. Trying to bite into the roots so hard. Delicate matters should be dealt with delicate hands. Or perhaps whiplash and a grimm, eternal stance.